totenkopf division

totenkopf division

Sor   
©
Prusya Ekolü. Burak/20/Ankara

filozoflarinpadisahi:

Avrupa insana insan gibi bakarken, tüm dünya insan haklarına verilen önemi git gide arttırırken biz hâlâ Orta Çağ Avrupa’sında yaşıyoruz. Özgür düşünce diye bir şey yok, her şey dinin izin verdiği ölçüde gerçekleşebiliyor ve insanlar dinin emrettiği ölçüde özgür, yani hiç. Bir tek yürütme organı var, o da din. Avrupa dinini kaybetmedi, kendince haklı buldukları dine hâlâ inanıyorlar. Onlardaki inançlı insan sayısı İslam dünyasındaki inançtan çok daha fazladır, çok daha sağlamdır ama Avrupa Türklerin ve islam dünyasının anlayamadığı ve kabullenemediği bir şeyi hayatlarına uyguladılar; siyasal dini bitirdiler. Din yıkılmadı ancak insanın maneviyatı olarak kaldı, hayatın belirleyici bir unsuru hâline gelmekten çıktı.

Orta Çağ’da islam dünyası Avrupa’dan çok daha ilerdeydi. İlim islam ülkelerinden, en çok da Osmanlı’dan dünyaya açılıyordu. Var olan bilim, sanat ve teknoloji yalnızca müslümanlar tarafından hayata geçirilebiliyordu çünkü Avrupa’da kilise gibi bir etken vardı. Bağnazlıkla yönetilen kilise bütün krallardan ve ülkelerden daha güçlüydü, insanların sosyal hayatlarına hakimdi ve din haricinde her şey, sanat, bilim ve teknoloji yasaktı. İnsanlar konusu din olmayan hiçbir şey yazamaz, kilise izin vermediği sürece hiçbir resmi yapamaz, gök bilimini araştıramaz ve teknoloji sadece kilisenin mümkün kıldığı kadar özgürdü.

Fransız devrimi sonrası kilise gücünü kaybetti, insanlar özgür düşünmeye yöneldi ve o zamana kadar elini kolunu bağlayan dinin bütün kısıtlamalarından uzaklaştılar. O zamana kadar ilerleyemedikleri birçok alanda kendilerini geliştirmeye başladılar . Bu Osmanlı’nın ve islam dünyasının sonu oldu çünkü dengeler tam tersine döndü, islam dünyasında bağnazlık baş gösterdi, Avrupa ise din temelli bir yönetimi yıkmıştı. Dine dair ne varsa kiliseye hapsetti, insanlar tekrar özgürlüklerine kavuştu. İslamın sancaktarı konumundaki Osmanlı devleti Avrupa’nın Fransız devrimi öncesi dönemine döndü ve din insanları kısıtlamaya, özgürlüklerine sınır koymaya başladı. Avrupa yükselirken islam dünyası düşüşe geçti çünkü hayatta kalmanın ve güçlü olmanın tek yolu özgürlüktü. Avrupa bundan yoksun iken dünyanın geleceğine karar verenler müslümanlardı. Müslümanlar özgürlükten mahrum kalırken, bugünümüzü şekillendirmeye başlayan unsur Avrupa oldu.

Avrupa dinini kaybetmedi, kiliseye hapsetmekle dini yalnızca kilise sınırları içerisinde bırakmadı. İşte biz bunu anlayamadık, anlayanlarımız da kabullenemedi. Siyasallığı yıkıp, dini insanların yalnızca maneviyatı olarak göremedik. Türkiye’de ve Orta Doğu’da din her zaman rant sağlamanın, çıkarların aracı oldu. Orta Doğu din eksenli birbiriyle savaştı, iktidar kavgası verdi, nesiller önceki din temelli hatalar Orta Doğu’nun bugününü mahvetti ve belini doğrultamaz bir hâle soktu.

Türkiye de Orta Doğu’dan çok farklı değil, tek bir farkla, halifeliğin yıkılıp yerine Cumhuriyetin kurulmuş olması. Orta Doğu ile aramızdaki tek fark belki de bu, Türklerin islamiyete geçişinden beri ilk defa dinin egemenliği yerinden edilmesi, Avrupa gibi dini çıkar olarak kullanabilecek tüm algıların yıkılması ve dini yalnızca insanların maneviyatı olarak olarak kabullendirilmeye çalışılması. Bu mücadele ne zaman meyvelerini vermeye başladıysa Türkiye, Orta Doğu denen hâlâ dinin bataklığına sağlanmış o dünyadan uzaklaştı ve insana gerçek anlamda değer vermeye başladı. Çünkü din ne zaman siyasallaştıysa insanları birbirine düşman etti ve birileri bu düşmanlığın üzerine basarak yükseldi.

Artık Orta Doğu ve Türkiye’de yaşayan her genç geleceğinden emin değil, sonraki günlerini muamma yaşıyor, onlara ve bize sahip çıkan hiçbir devlet, hiçbir güç yok. Böyle bir hâle getirildik. 

Burada asıl sorun şu, dinin belirleyici bir etken olması, insanları ayrıştırması ve birbirine kırdırması.

Günümüzde yaşanan şii - sünni, alevi - sünni, benim müslümanlığım - senin müslümanlığın, benim islam yönetimim - senin islami yönetimin, senin din algın - benim din algım, sen müslümansın - ben değilim çatışması da bu belirleyici etkenin hakimiyetinden başka bir şey değil.

Bu yüzden çocuklarınızı iyi yetiştirin. Şimdiki nesilden bir bok olmayacağı belli. Siz çocuklarınıza evinizde ne öğretirseniz, nasıl düşünceler verirseniz, gelecek nesil o durumda olacak. Yani gelecek nesil Atatürk’ün dediği gibi sadece öğretmenlerin değil, annelerin ve babaların da eseri olacak. Bunu hafife almayın, her çocuk gelecek neslin bir halkası olacak ve her çocuk ona öğrettiğiniz şeylerin savunucusu olacak.

Ve belki de geleceği değiştirecek bir nesil olacak.

Well, I woke up this morning, I got myself a beer 
Well, I woke up this morning, and I got myself a beer 
The future’s uncertain, and the end is always near